Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
pornolar

Yaratılışta Matematik ve Hikmet

Yaratılışta Matematik ve Hikmet

Yaratılışta Matematik ve Hikmet

En basit şekliyle, sayı ve şekillerin ele alınıp incelendiği bilim dalı olarak tarif edilen matematik, temel bilimlerden birisidir. Galileo Galilei'ye göre: "Yaratıcı kâinatı matematik diliyle ifade edilebilecek biçimde yaratmıştır." Eski Yunan filozoflarından Plâton da bu görüşe sahip olmalı ki, kendi kurdugu sosyal ilimler akademisinin kapısına; "Geometri bilmeyen, içeri girmesin." yazdırmıştır.
Mısır ve Babil'de başladığına inanılan yolculuğundan, sırasıyla, Antik Yunanlı, Müslüman ve günümüz bilim adamlarına gelinceye kadarki hayat devrelerinde matematik; insanların, kavimlerin ve hattâ dinî ilimlerle meşgul olanların alâkasını celbetmiştir.

Suistimale açık yönlerine ve çok tavsiye edilmemesine rağmen Kur'ân-ı Kerîm'deki bazı sırları çözme adına yapılan çalışmalarda -cifir ve ebceb ilminde- matematik kullanılır. Yahudilikte Kabalacıların Tevrat'ın sırlarını, matematikle çözmeye çalışmaları ve bunlardan birisinin; "Tanrı dünyayı 6 günde yarattığı için 6 sayısı değerli değildir; 6 sayısı zâtında değerli bir sayı olduğu için Tanrı dünyayı 6 günde yaratmıştır." sözü, matematiğe bir bilimden ziyade kutsiyet atfedilecek, ifrat bir noktaya çekilecek mânâlar yüklenebileceğinin delilidir. Bu yüzden, insanın sahip olduğu bilginin, mâlûmat seviyesinden, sırasıyla tasavvur, tahayyül, taakkul, tasdik, iz'an, iltizam mertebelerini geçip, ilim mertebesine ulaşması sürecinde "felsefenin rolünün ne olduğu" sorusunun cevabında matematiğe ihtiyaç vardır.

Matematik, mücerret dünyasıyla bizlerin önüne, kullanılabilecek geniş bir saha açar. Kaotik gibi görünen, aslında idrâk edebileceğimizden çok daha kompleks olmasından dolayı izahında zorlandığımız kâinatta câri hâdiseleri ifade etmede en müessir vasıta matematiktir. Gerçek dünyada her şeyin şu ânda bir karşılığı yoktur. Buna karşılık, ünlü matematikçilerden Lobacevski'nin (1792-1856) şu ifadesi matematiğin gerçekliğine vurgu yapar:"Matematiğin hiçbir dalı yoktur ki, ne kadar mücerret olursa olsun, bir gün gerçek dünyada tatbik sahası bulmasın." Bu yüzden Matematikçiler, çalıştıkları alanla alâkalı olarak, gerçeklik saplantısına çok fazla takılmadan, çalışmalarına devam ederler.

Tarih, gerek sosyal gerekse fen bilimlerindeki sorulara cevaplar bulan milletlerin, diğerlerine üstünlük sağladıklarını göstermiştir. Hayat birbiriyle güçlü irtibatları olan birçok parametreye bağlıdır. Meselâ, toplumdaki adalet sistemiyle, o toplumun matematik bilgisi arasında bir bağ olabilir mi? Toplumdaki problemleri çözmek yerine, ilk olarak insanların, matematiğin onlara kazandıracağı, analitik düşünce sistemine sahip olmalarını sağlamak, bu problemleri kendiliginden ortadan kaldırabilir. "Akıl Oyunları" (Beautiful Mind) filminden tanıdığımız, "Oyun Teorisi"nin kurucularından, Nobel Mükafatlı John Nash, 2012 yılında, Türkiye'nin matametikte dünya sıralamasında sondan ikinci olduğunu öğrenince, bir Türk gazetesine verdiği beyanatta, "İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur."1 diyerek, matematiğin hayatımıza sandığımızdan çok daha fazla tesir ettiğini ifade etmiştir. Bu zâviyeden bakıldığında, dinî ilimlerde ve fıkıhta ‘adâlet-i mahzâ'nın (tam adalet) yerleşmesinde ve insanların onu izâfi adelete tercih etmesinde, matematiğin ne gibi katkıları olabilir sorusu ele alınmalıdır.

20. yüzyılda modern bilim, özellikle de matematik, Rene Guenon gibi felsefeciler tarafından, ciddi tenkide tâbi tutulmuştur. Onların bu eleştirilerinde haklı olup olmamasını bir tarafa bırakırsak, matematiği kritik etmek için onu inceleyen ve öğrenen bu filozofların, kendi alanlarındaki başarılarının sebebi, eleştirdikleri matematik ilmini almaları olabilir mi? Veya soruyu biraz daha tersten sorarsak, günümüz sosyal bilimcilerinin toplumu tam olarak analiz edememelerinin sebebi, onların matematikle aralarına koydukları mesafeler olabilir mi?

Günümüzde ülkelerin neredeyse tamamında, üniversitede, sosyoloji, felsefe gibi sosyal dalları seçen öğrenciler, bu sahalara olan meraklarından dolayı mı, yoksa matematiğe olan soğukluklarından dolayı mı seçmişlerdir? Ressamlarımızın Leonordo da Vinci gibi olmasını, Mono Lisa'lar çizmesini ve eserlerini her gün -Paris'te oldugu gibi- binlerce kişinin ziyaret etmesini bekleriz. Fakat ne Leoanordo da Vinci'nin ressamlığının yanısıra, matematikçi kimliğini biliriz, ne de eserlerindeki matematikle ilgileniriz.

Yaratıcı'nın icraatında ve varlıklarda tecelli eden sanatında yapacağımız tefekkür, bize matematik olmadan ne bırakır? Âfâkî deliller arasında sayılan "Kâinat Kitabı"nı anlamada matematiğin tesiri nedir? Nobel Mükâfatı sahibi başka bir bilim adamı Richard Feynman'ın görüşlerine bakıldığında; tabiatı ve mahlûkâttaki hikmeti öğrenmek ve anlamak isteyenlerin, onun konuştuğu dili anlamak zorunda olduklarından, matematik bilmeyenlerin, tabiatın güzelliklerini gerçek bir şekilde anlayamayacağı ifade edilir. Bu görüşleriyle Richard Feynman, kendisinden dört asır önce gelmiş Galileo Gelilei'nin sözlerini, desteklediğini belirtmiştir. Her şeyin "Bir"den yani Hakk'tan (celle celâluhu) geldiği anlayışı dinî bir kabul ise ve her biri farklı sanat eserinin tercümanı olan bilimlerde, aynı Yaratıcı'nın imzası varsa, bunların arasına sınırlar konulması mümkün değildir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal bilimler ve fen bilimleri bir bütünün, birbirleriyle sürekli münasebet hâlinde olan parçalarından ibarettir.

İslâmiyet'te, küçük günahlardan da büyük günahlarmış gibi kaçınılması tavsiye edilir ve insanın her ân Yaratıcı'nın (celle celâluhu) huzurundaymış gibi hareket etmesi istenir. Bu yüzden Kur'ân'da birçok hüküm kuvvetli şekilde vurgulanır. Meselâ "Doğru ol!" değil de "Dosdoğru ol!"2 buyrulur. Benzer şekilde günümüzün en önemli Kur'ân tefsirlerinden Risale-i Nurlarda geçen "Çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar." ifadesi, küçüklerin, büyük tesirleri olduğuna dâir önemli bir mesajdır. Küçüklerin büyükleri yutması veya büyük değişmelere yol açması, matematikî örneklemelerle izah edilebilir. Kelebek tesiri misâliyle açıklayacak olursak, gerçekte ihmal edilebilecek gibi gördüğümüz şeyler, tahmin edemediğimiz, büyük hâdiselere kapı aralar. Yaygın kullanımıyla, Çin'de bir kelebek kanat çırpsa, Amerika'da kasırga meydana getirebilir. Bu hâdisenin olabilirliği, bir meteroloji istasyonundaki sayılabilir çokluktaki girdilerden, sadece bir parametreden gelen değerin ondalık kısmının ihmal edilmesiyle ortaya çıkan büyük farklarla, matematikî olarak bir ölçüde ispatlanmıştır.

Matematikle alâkalı olarak en büyük yanılgı, onun kullanılma alanlarına bakılarak hakkında değer biçilmesidir. Uzay bilimlerinden, makine sanayiine; elektronikten, telekominasyon alanına kadarki geniş kullanım alanından ziyade, üzerinde durulması gereken asıl nokta, matematiğin düşünce dünyamızda yapacağı değişikliklerle, herhangi bir konunun ele alınmasında kazanılacak çok yönlü bakış açısıdır. Şüphesiz bu, bir ressamdan, bir politikacıya, bir müzisyenden, bir çiftçiye kadar herkes için önem arz etmektedir.

Bütün bunlar doğrultusunda, kâinatın bütüncül bir anlayışla okunmasının getireceği müspet açılımlar ve idrâk ufkumuzdaki genişlemeler çok önemli olmaktadır. Matematik bu okumanın en önemli araçlarındandır. "Kâinat Kitabı"nı matematik olmadan da okuyabiliriz; ama bu takdirde kitabın mükemmelliğinin tam olarak anlaşılamayacağı açıktır. Bu şüphesiz diğer bilim dalları için de böyledir. Matematiğe bu bağlamda verilen değer, onun diğer bilimlerde olduğu gibi, Yaratıcı'yı, yaratıklarına bakarak anlamadaki fonksiyonundan ibarettir. Aksi takdirde matematik bilgimiz, bilginin en alt seviyesi olan mâlûmat seviyesinde kalır ve bizi dünya hayatında meşgul eden sayısız eğlenceden biri olmaktan öteye geçemez. Bu perspektifi gözden uzak tutmadan, göklerin kapılarının tekrardan açılmaları için Kur'anî bilgeliğe ve hikmete yönelmenin yolları araştırılmalıdır. Günümüzün sosyal bilimcileri, matematik ile onun uygulamalı sahalarına ait temel bilgilerini alarak, farklı düşünce sistemlerini anlama ve daha isabetli toplum analizleri yapma yolunda mesafe alabilirler.

a.guvenalp@sizinti.com.tr

Asım GÜVENALP / Matematik - Ekim 2015

Share this post

Bir cevap yazın