pornolar

Dahiler Test Kitabıyla Yetişmez

Dahiler Test Kitabıyla Yetişmez

dahi-cocuk

İlkokul 1. Sınıftan başlayan test macerası üniversiteden mezun olunca bile bitmiyor. Dahillerin genel özelliklerine bakınca hiçbir dâhinin eğitim sistemimizde başarılı olması mümkün değil, Bilinen büyük dâhilere bakınca, büyük bir ihtimal ülkemizde istedikleri okulu kazanamayacaklardır. Yazıyı okuyunca sizde bana hak vereceksiniz.

Leonardo Davinci(1452-1519) , Rönesans dönemimde yaşayan ünlü İtalyan mimar, mucid, matematikçi, müzisyenin hayatı hiçte bizim akıllı , zeki öğrenciler gibi geçmemiş. Leonardo Davinci’nin şöyle garip bir özelliği varmış, Mükemmele ulaşma arzusu. Bu özelliğinden dolayı başladığı işleri yarım bırakmasına sebep oluyormuş. Buna rağmen en ünlü eserleri olan Mona Lisa ve Son akşam Yemeği yapıtlarını tamamlamayı başarmış. Davinci 8 saat uyku uyumak yerine, 15’er dakikalık molalar ile uyuyormuş. Tabi bu işine tam konsantre olamamasının da sebebi olarak görülüyor. Şimdi düşünelim acaba Davinci ülkemizde herhangi bir okul kazanabilir miydi? Karar sizin..

ALBERT EİNSTEİN: Konuşmaya 4 yaşında başlayan Einstein, o kadar yavaş konuşuyordu ki (9 yaşına kadar sürdü) ailesi zihinsel özürlü olduğu düşünüyordu. Okul hayatında da pek başarılı değildi, okulu saçma buluyor ders çalışmayı reddediyordu. Üniversite sınavını da kazanamadı. Sonradan anlaşıldı ki Einstein disleksi hastası idi. Bizim için normal görünen harfler onun için dans eden varlıklardı. Sınavlarda yaptığı nete göre değer kazanılan ülkemizde 90 dakika da dans eden soruları yapabilmesi pek mümkün değildi.

ALEXSANDER GRAHAM BELL : Dikkat problemi vardı, o da disleksi hastası idi bir türlü odaklanamıyordu. Telgraf ve telefonu icat etti. Ama bir test kitabını bitirmeye gücü yetmeyecekti.

WALT DİSNEY: Harflerle arası iyi değildi, okuma ve yazma güçlüğü çektiği için kendini resimlerle ifade etmek zorunda kalmıştı. Bazen bir sayfaya 2 sorunun sığdığı sözel sorularını çözebilmesi mümkün müdür acaba?

PİCASSO: Disleksi hastası idi ve rakamları bir türlü anlayamıyordu. 7 sayısını amcasının ters dönmüş burnu olarak ifade ediyordu. Sayıları bir türlü çözemeyen Picasso’nun belki de 2-3 tane bile matematik neti çıkmayacaktı.

Şimdi bir kez daha düşünmek lazım, hepimiz çocuklarımızın okulda başarılı olmasını ve testlerde, sınavlarda denemelerde yüksek sonuçlar almasını istiyoruz. Dikkate almadığımız durum şu, acaba çocuklarımız dünyaya bizim baktığımız gözle mi bakıyorlar. Bizim gibi düşünmemeleri gerçekten problem midir?

En çok sevdiğim ve öğrencilerime sıkça tekrar ettiğim bir prensibim var “Herkesin yaptığını yapan herkesin aldığını alır” yani dünyayı değiştirenler farklı düşünen, farklı gören, hayata başka bir açıdan bakabilenler olacaktır.

Farklı düşündükleri için;

Korku edebiyatının ustalarından Stephen King, başkalarına benzer eser yazmadığı için 30 ayrı yayın evinden kovulmuştu.

Operanın en büyük yıldızlarından Luciano Pavarotti  gençliğinde Türkiye’de seçmelere girmiş ancak beğenilmemişti.

Zurich Polytechnic Üniversitesi, Einstein’i öğrenci olarak kabul etmediği kişinin tüm dünyaya bakış açımızı değiştirecek bir fizikçi olabileceğini tahmin etmemişti.

Bugün bildiğimiz uçağın mucitleri Orville ve Wilbur Wright kardeşler uçabilen ilk makineyi yapmadan önce ise yüzlerce berbat deneyime imza attılar.

Charlie Chaplin’i hiçbir Hollywood Stüdyosu  kabul etmedi çünkü  kendisinin ve oyunculuğunun ve de projelerinin saçma olduğu düşünülmüştü.

Sony'nin kurucusu Akio Morita, en büyük hayal kırıklığını Sony'nin ilk ürünüyle yaşadı. Pirinç pişirici 100 adet bile satmamıştı.

1920’lerden beri yayın yapan radyo programı Grand Ole Opry'in menajeri tarafından Elvis Presley 1954'te “Senden olsa olsa kamyon şoförü olur” denilerek kovulmuştu.

Beethoven , Keman çalamadığı için müzik okulundan atılma riskiyle karşı karşıya kalmıştı.

Basketbolun dev adamlarından biri olan Michael Jordan, gittiği lisenin basketbol takımındaki en kötü oyunculardan biri olarak biliniyordu.

Şimdi bir kez daha düşünmek gerek, hepimiz çocuğumuzun okul hayatında başarılara imza atmasını isteriz. Ama gözden kaçırdığımız şey, bazıları dünyaya bizden çok daha farklı gözle bakarlar. Öyle farklı bir bakış açıları vardır ki anlamakta zorluk çekeriz. Eğer çocuğunuz diğer çocuklardan farklı ise ona kızmak, hayıflanmak, ezberci basmakalıp düzene uydurmak için hem kendinizi  hem geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızı hırpalamak yerine baktığınız pencereyi değiştirmek çok yerinde olmaz mı? Her çocuk bir diğerinin kopyası bir başarıyı taşımak zorunda değildir. Geleceğin dahilerine selam olsun..

Bir sonraki yazımız, Dahiler Ağaçta Yetişmez olacaktır.

Rafet TÜRK

Matematik Öğretmeni

www.rafetturk.com

Share this post